8 Kasım 2013 Cuma

Hİİ! BEN YİNE BLOGUMU UNUTTUM!

  "ANNEEEĞ" diye bağıran çocuklar gibi oldum sanırım: Çünkü ben yine blogumla ilgilenmeyi unuttum. Bunun temel sebebi sanıyorum Nisan 2013 başında açtığım Twitter hesabım. -Açıklama kısmına blogum var :))) diye yazmayı biliyosun Mige, biraz icraat!- Orada aklıma gelen şeyleri kısa kısa yazıveriyorum diye sanırım burayı biraz boşladım. Bir de blog yazmaktansa çeşitli blogların sadık birer izleyicisi, bloggerler'ın da sevimli takipçisi olmayı seçtim. Ama iyi ki yapmışım diyorum, güzel insanlar tanıma fırsatım oldu. Sanıyorum ilerleyen yazılarda bol bol bahsedeceğim bu kişilerden, çünkü günlük hayatımın önemli kısmını oluşturuyorlar diyebilirim; onları okumadan bir günüm geçmiyor! Hatta ve hatta onlarla bir şeyler paylaşmadan bir günüm geçmiyor neredeyse.

  Neyse bu bir giriş yazısı olsun. Yakında sınav-ödev-İşletme Topluluğu ve özel hayat dörtgenimin düğümlerini çözüp bir şeyler üstüne düşünme fırsatım olduğunda bol bol, bayılana kadar yazı yazacağım sanırım! ^_^ Tabii biraz blogun tasarımı/header'ı ile ilgili çalışmalar yapmak da şart gibi görünüyor. 

  O halde imzamızı atıp bu yazıyı böylece bırakalım:

  Çünkü gevrekboyozçiğdem.


Bu da Eymir Gölü'nden bir kare olsun yazıyı bitirmek adına.

2 Mayıs 2013 Perşembe

"Burası da neresi? AAA BLOGUMMUŞ!" Uzun bir aradan sonra YENİDEN merhaba!

<a href="http://www.bloglovin.com/blog/8394177/?claim=5yk53243dwd">Follow my blog with Bloglovin</a>
 Merhabalar, merhabalar! Baktım da neredeyse 3 ay olacak tek satır yazmamışım. Dersler, sınavlar ve diğer işler bütün yaratıcılığımı almış götürmüş, bir şeyler paylaşabilmek için birkaç tuşa basmak çok uzaklarda kalmış gibiydi. Ama sanırım bu yoğunluk bir süreliğine ortadan kalktığı için TEKRAR BURADAYIM!! (Tamam tamam, sakiniz.)

 Bu süre zarfında neler mi oldu? Bir sürü sınavdan kimisinden iyi kimisinden çok da iyi olmayan puanlar aldım, ödevler yaptım -yapmışımdır herhalde yani, çok da emin değilim, HOF-, topluluk işleriyle uğraştım, ki hayatımdaki en büyük keyif&üniversitede -bence- yapıp da başarabildiğim en iyi şeylerden biri. Bir kusurumuz varsa da affola yani, her neyse. Büyük bir ailenin bir parçası olmak gibi orada bulunmak, ki artık sorumluluğum daha da büyüdü toplulukta; bu beni çokçokçok sevindirse de tüylerimi diken diken yapacak kadar da korkutuyor. Umarım her şeyin altından kalkabilirim, bunu gerçekten istiyorum.

 Ankara'ya bahar geldi, İNANABİLİYOR MUSUNUZ? Bu güzel havaların tadı en sevdiğin insan(lar)la çimlere uzanarak, kimi zaman deli danalar gibi koşturarak çıkartılıyor be. Baharı sevememek için bir neden olabilir mi? Tamam belki polenler ve hapşırık olabilir.. AMA YİNE DE GÜZEL YANİ. Gideyim de bi badminton takımı alayım, Devrim'de oynayalım; CUZ WE'RE COOL (NO)

 Eh, bu güzel havalarda fotoğraf da çekerim ben, ki bunu yapmaya başladım. Akşamüstleri, hele ki tatil günleri/haftasonları kampüs cıvıl cıvıl! Herkes çocuklarını alıp Ankara'nın en yeşil yerinin tadını çıkartıyor, ne güzel! 


Mesela böyle elinde uçurtması, ısırmalık çocuklar dolaşıyor
kampüste, falan! *-*

 O zaman birazcık daha toparlayayım kafamı yeni birkaç yazı daha için. Yeni fotoğraflar çekeyim ki anlatacak şeyler olur belki onların da üstüne. Sınavlar da bitti; ki gezmek, görmek, dinlemek, okumak ve YAŞAMAK için daha çok vakit var artık. 

 Çünkü gevrekboyozçiğdem.

8 Şubat 2013 Cuma

"Angara Angara bir-ki bir-ki" Yolculukları severim. Cam kenarına oturup uzaklara bakıp müzik dinlemek=Kendini klip kızı zannetmek

 3 haftalık İzmir tatilinden sonra Ankara'ya dönüş vakti geldi. Bu kadarı yetti de arttı bile diyebilirim, çünkü -tamam "Kavuşacağını bildiğinde özlemek dünyanın en harika duygusu.", ama- özlemin de bir sınırı var ve ben o sınırı geçeli çok oldu sanırım. Şöyle bişey filan mesela.

 Şimdi bir de işin "özgürlük" yanı var. Ankara'da tamamen kendi düzenim ve akışına -çoğunlukla- benim karar verdiğim bi' hayatım var. Ancak İzmir'e geldiğimde Özgür kız gidip yerini ev kızına bırakıyor. YİHUU(!). O yüzden İzmir'e geliş-gidiş arasında gelen süreç şöyle oluyor: 

  -İlk bir-iki gün: EV, NE KADAR RAHAT, YATAĞIM ODAM ANNE YEMEĞİ VUUHHUUU
  -Sonraki 1-1,5 hafta: Yani ev de güzel ama.. Bişeyler eksik ya.. Böyle.. IPFI IPFI
  -Son hafta: YETEER GİTMEK İSTİYORUM BİTSİN AAAA

2 Şubat 2013 Cumartesi

"Asansör'e gidiyorum. -Yani?" YANİSİ VAR MI? Apartmanındaki asansörle karıştırma bebe. Gel, sana bi hikaye anlatıcam..

 Merhabalar merhabalar! İzmirimdeki tatilimde yakaladığım kareleri sizlerle paylaşacağımı söylemiştim. Bu yazı da İzmir Karataş'ta bulunan Tarihi Asansör ile ilgili. Daha önce Dario Moreno ile ilgili yazdığım blog yazısında geçmişti bu yerin adı. Biraz daha detaylı bahsedeceğim bu yazıda. Buyrunuz başlayalım..



24 Ocak 2013 Perşembe

"Şeker pamuğu! Ay pamuk şeker!" Ve yeniden merhaba İzmirim, merhaba iyot kokusu, merhaba ılık hava.

 Uzun zamandır şuraya bir şeyler yazmadığım için duyduğum pişmanlık tarifsiz a dostlar. Ancak o FİNAL DÖNEMİ yok mu o final dönemii, yedi sülalemle tek tek bayram tokalaşması yaptı mübarek, bi de üstüne 1 kutu lokum yedi. Oh yarasın. Kafamı kaşıyacak vaktim yoktu adeta. Ama neyse ki geçti gitti. Tatil dolayısıyla da kocaman bir boşluğa girdim, ki bu hoşuma gidiyor; ders kitaplarına temas etmeden geçen saatler, notların içinde kaybolmaksızın bana kalan zaman.. İşte bunu seviyorum.

 Ben yazmayalı yepyeni bir yıla girdik. Ne değişti? Hep aynı terane devam ediyor.. Umarım olumlu yönde hayatı değişenler olmuştur aranızda da bunu yeni yıla sayıp yeni beklentiler içine girenler olmuştur, aferin. Aferin, aynen devam. Mmh. -Gerçi bende olumlu değişimler yaptı, aferin bana, beklentiye girmeye devam edeyim, hıh aynen böyle.- Yine de klasik bir yeni yıl dileğine burada yer vermeden edemiyciim: Yeni yılınız kutlu-mutlu, tüm dilekleriniz gerçek olsun, kalbiniz aşkla, hayatınız huzur ve mutlulukla dolsun. HUH!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...